Mayıs 2004

'Matematiği Sevdiren Öğretmen'
Serhan Büyükkeçeci matematik öğretmeni. Eğlenceli Matematik ve zeka oyunları konusunda yazdığı 7 kitabı bulunuyor. Büyükkeçeci'nin bu kitapları hazırlamasındaki amaç, gençlerin matematiğe olan ilgisini sağlamak ve hayatta başarılı olmalarına katkıda bulunmak.
Büyükkeçeci ile Türkiye'de matematik eğitimini, matematiğin önemini ve faydalarını konuştuk.
Matematiği genelde nasıl algılıyoruz?
Yıllardır matematik zordur ve anlaşılması kolay değildir gibi bir düşünce var Türkiye'de. Aynı zamanda matematik öğretmenleri zor insanlardır, matematik eğitimi almak zor diye düşünülür.
Öğretmenlik sıfatını kazanmış olan insanlar da bu zorlukların bir kısmını öğrenciye yüklemeye çalışıyor.
Yıllardır matematiği sevdirmek için çalışmalar yapıyorsunuz. Bunda da başarılısınız. Bunu nasıl sağlıyorsunuz?
Çeşitli matematik oyunları, illüzyonlar, zeka oyunları kullanıyoruz. Öğrenci ilginç bir sorunun cevabını duyduğu zaman "Bunu ben nasıl yapabilirim ve bu sonuca nasıl ulaşabilirim?" diye soruyor. İşte o zaman bunu bilmenin temel mantığının matematik olduğunu söylüyorum. Hayatın her aşamasında matematik olduğu için öğrenciye bunu öğrenmeleri ve bilmeleri gerektiğini söylüyorum. Hayatın her aşamasında matematik olduğu için öğrenciye bunu öğrenmeleri be bilmeleri gerektiğini söylüyorum. Siz matematikten korkacağınıza matematik sizden korksun diyorum.
Peki matematik nasıl öğretilmeli ki öğrenci matematiği sevsin, zevk alsın?
Bunun ilk şartı, öğretmenin dersin korkutucu olmadığını ve gerekli olduğunu kabul ettirmesidir. Bunu kabul ettirdikten sonra da matematiğin bazı eğlenceli kısımlarını göstererek ilgiyi sağlamalı. Bunun için zeka oyunları ve illüzyonlar kullanıyoruz. Öğrencinin ilgisi başladığı anda üzerinde matematiği inşa etmeye başlıyoruz.
Matematiğin eğlenceli kısmı, eğitimin hangi döneminden itibaren çocuğa gösterilmeli?
Okul öncesinde başlaması daha faydalı. Bu dönemde basit toplama çıkarma işlemleri öğretilerek ve küçük ödüllendirmelerle matematik sevdirilebilir. Pedagoglar, çocuklara hangi dönemde nasıl bir matematik eğitimi verilmesi gerektiği yönünde birtakım metodlar hazırlıyorlar; ancak bu yöntemin yaşa göre değil, kişiye göre uygulanması gerekir.
İyi bir matematik eğitimi, öğrencinin düşünce yapısını nasıl etkiler?
Bazen öğrenci bize trigonometriyi, logaritmayı günlük hayatta nerede kullanacağını soruyor. Pek çok insan için bunların hiç birisi günlük hayatta işe yaramayacak. Tabii ki mimar ya da mühendislerin bilmesi gereken bazı matematik kuralları var. Peki bu kadar şeyi anlatmanın nedeni ne? Bunlar zekamızı geliştirmemize yönelik yapılan çalışmalar. Matematikte bizi ilgilendirmeyen konuların çoğu, o anki zekamızı güçlendirmek içindir. Bir beyin hücresini geliştirmek için onu zorlamamız gerekir. İnsan beyni zorladıkça gelişmeye başlar. Beynim yoruldu, dinlenelim dediğimizde gelişmesi de durur. Anlattığımız pek çok şey, hayatta ilgilenmesek ve kullanmasak bile bizim düşünce gücümüzü artırır. Bununla beraber tüm derslerimize de etkisi olur. Pek çok ilköğretim öğrencisinin anne babası, çocuğunun kendisine verdiği soruları çözemiyor.
Okullarda matematik dersinin anlatılış şekli, öğrencinin matematiğe olan ilgisini olumsuz etkiliyor galiba...
Çok fazla etkiliyor. Normal şartlarda en mükemmel öğrencinin bile derse ilgisi 20-25 dakikadır. Sınıfta bir hareketlenmeyi hissettiğiniz anda derse devam etmenin bir manası yok. Zaten yaptığımız çok faydalı olmayacaktır o saatten sonra. Bunu bir oyun, bir espri ile öğrencilerle ilgili kısa bir sohbetle geçiştirip, tekrar dikkatleri toplayıp, derse devam etmek gerekir. Ama maalesef birçok öğretmenimiz ders 45 dakika ise öğrenci sürekli kendisini dinlesin, başka bir yere bakmasın, tabir yerinde ise nefes bile almasın ister. Bunu yapmak zaten mümkün değil. Öğrenci o anda dinler görünür ama aslında ilgilenmez. Zaten dersin ilk birkaç dakikasında işlenecek konun özeti verilir. Sonra ilk 101-5 dakikada konunun formülleri verilir, konu bitirmiş olur aslında. En yoğun bir matematik konusu bile 15-20 dakika sürmeden biter. Ondan sonra yapılan ise konuyla ilgili pratik ve örnek çözümdür.
Matematik oyunlarından biraz bahseder misiniz, nasıl başladınız bu oyunları geliştirmeye?
Örneğin sayı tutma var. Bana bunları ezberlediğimi söylüyorlar ama, yöntemini söylediğim zaman öğrenciler matematiği kullanarak yeni oyunlar türetiyorlar. Bu oyunlar beynin gelişmesini ve matematiğe çocuğun ilgisinin artmasını sağlıyor. Çünkü, öğrenci önce oyunu yaparken düşünüyor, beyninde bir hareketlenme başlıyor. Sonra bu soruyu bilmenin temelinin matematik olduğunu keşfedince, nasıl yapabileceğini öğreniyor. Benim matematiğe yönelmem de böyle oldu. İlkokuldayken bana diğer sınıflar bir soru getirdi. Eve getirmek üzereydik. Ben size yarın getireyim dedim. Ertesi gün soruyu çözüp getirdim. Hepsi çok şaşırdı. Nasıl bildiğimi sordular. Mantık kullandığımı söyledim. Onların bu ilgisi bende, onların yapamadığını ben yaptıysam, benzer sorular ile daha çok ilgileneyim düşüncesini doğurdu. Sonraki dönemlerde ise zeka oyunları üzerine daha çok araştırma yaptım.
Sizin eğlenceli matematik konusunda hazırladığınız kitaplarınız da var. Bu kitaplarınızın temel mantığı ve amacı nedir?
Öğrenciler 5. ve 6. sınıflardan sonra zeka oyunları ile ilgilenmeli. Küçük yaşlardan itibaren ilgilenebilir. Eğlenceli matematik, matematiği sevdirme amacını taşıyor. Kaynak kitap olarak gösteriliyor. Zeka oyunları aynı zamanda okulda öğretilen matematik konularını mantık olarak kısmen anlamayı sağlıyor. Pratik hesap yöntemleri var. Okulda görülen matematiğin anlatıldığı gibi değil, gerçekte nasıl olduğunu gösteriyor. Zeka oyunlarında aslında matematik çözüm yöntemleri uygulanır.
Serhan Büyükkeçeci kimdir?
1973 yılında Kayseri'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul'da, üniversiteyi Kayseri'de tamamladı. Çok küçük yaşlarda zeka oyunları ve bilmece çözümleri ile uğraşmaya başladı. Katıldığı çeşitli zeka oyunları ve bilgi yarışmalarında dereceler aldı. Üniversite bitirme tezi konusu olarak paradokslar üzerine araştırmalar yapan Büyükkeçeci, aynı isimdeki web sitenin ilgi görmesi ve site ziyaretçilerinin de tavsiyesi üzerine siteyi, çok sayıda ilave ile kitap haline getirdi. Bu kitap, kendi alanında yazılmış dünyada tek, en geniş eser olarak biliniyor. Hazırladığı bazı paradokslar ve oyunlar, yurt içi ve yurt dışındaki çeşitli bilim fuarlarında kullanılan Büyükkeçeci'nin yayımlanmış sekiz kitabı bulunuyor.